KSS projelerinin odağı değişecek – Ekonomist

Merhaba,

Şirketlerin toplum refahını artırmaya yönelik olarak geliştirdikleri Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) projeleri başta eğitim olmak üzere, çevre, sosyal destek, kültür-sanat, sağlık ve spor başlıkları altında toplanıyor. 

Not: 19 Mart – 1 Nisan 2023 tarihli sayıdan

ÖZLEM BAY YILMAZ obay@ekonomist.com.tr
AYŞEGÜL SAKARYA PEHLİVAN asakarya@ekonomist.com.tr

Ancak önümüzdeki dönemde KSS projelerinin odağında afetlerin, tarımsal alanların gelişiminin ve hayvan varlığının korunmasının olması bekleniyor.

Kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) anlayışı bütün dünyada değişmeye ve gelişmeye devam ediyor. Şirketlerin daha iyi bir toplum ve daha iyi bir çevre için gönüllü olarak çalışması anlamına geliyor. KSS projelerinde bazı konular diğerlerine göre çok daha az gündeme alınıyor ve bu konular gelişme için önemli fırsat alanları sunuyor. 

Örneğin; çevre ve geri dönüşüm alanında, üretim süreçlerinde ve nihai ürünlerin tüketimi neticesinde ortaya çıkan atıkların yeniden dönüştürülebilmesi gibi konularda şirketler daha fazla kaynak ayırabilir. 

Bu projeler, toplumsal sorunların çözülmesine katkıda bulunurken, şirketlerin piyasadaki prestijlerinin ve kendilerine duyulan güvenin artmasını da sağlıyor. 

Ancak yaşadığımız deprem felaketinin ardından başta afetler olmak üzere, tarımsal alanların gelişimi, hayvan varlığının korunması gibi konular Türkiye’nin yakın vadede gereksinim duyacağı toplumsal sorumluluk alanları olarak dikkat çekiyor.

2000’DEN SONRA HIZ KAZANDI
Türkiye’de kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetleri özellikle 2000’li yıllardan itibaren artarak devam ediyor. Türkiye’de yurtdışına göre daha geç başlayan bu eğilimde, uluslararası ve büyük şirketlerin etik kaygılarla toplumun eksik kaldığı alanlara yönelmesinin, toplumsal beklentilerin ve ekonomik konjonktürün etkisi var. 

Yapılan projeler kimi zaman kurulan vakıflar aracılığıyla kimi zaman ise konunun uzmanı olan sivil toplum kuruluşları ile iş birliği halinde gerçekleştiriliyor.

Turkcell tarafından yürütülen ‘Kardelen’ler bunlar arasında ilk akla gelen KSS projelerinden biri. Proje, ailelerinin maddi yetersizliği nedeniyle öğrenimlerine devam edemeyen kız çocuklarına eğitimde fırsat eşitliği sağlanması ve kızların meslek sahibi olmalarını, ufku açık bireyler haline gelmelerini amaçlıyor. 

Doğan Grubu tarafından başlatılan ‘Baba Beni Okula Gönder’ isimli proje de en çok ses getirenler arasında yer alıyor. Proje çerçevesinde, ülke genelinde eğitim olanaklarından mahrum kaldığı tespit edilen kız çocuklarına maddi koşullarının düzelmesi için destek sağlanırken bir yandan da konuyla ilgili toplumsal farkındalığı artıracak etkinlikler gerçekleştiriliyor.

FARKLI ALANLARDA PROJELER

Eğitimi; çevre, sosyal destek, kültür-sanat ve cinsiyet eşitliği gibi alanlar izliyor. Bunlara yönelik de birçok proje söz konusu. Örneğin; kendisini bir ‘teknoloji şirketi’ olarak tanımlayan Paribu, yarının dünyasını bugünden inşa etmenin tek yolunu teknolojiyi sahiplenmek olarak görmeyip; çevre, sanat, spor, kültür ve eğitim alanlarında da toplum için fayda üretmeye gayret ediyor. 

Bu anlayışla özellikle kültür- sanat alanlarında sponsorluk faaliyetine ağırlık verdiklerini belirten Paribu CEO’su Yasin Oral, “Değişen dünyada her şey gibi sanat ve kültür alanı da farklı bir algı ve boyuta ulaşacak. Paribu da bu değişimin sürecinde en büyük destekçiler arasında yer alarak yarının sanatını birlikte şekillendirmeyi hedefliyor” diyor.

KADINLARA ÖZEL ÇALIŞMALAR

Kadınlara özel geliştirilen KSS projeleri de oldukça fazla. Örneğin; global platformundaki vizyonunu Türkiye’deki çalışmalarına da yansıtan L’Oreal Grup, ‘Bilim Kadınları İçin’ programı ile tüm dünyada, bilimde cinsiyet eşitliğinin sağlanması konusunda farkındalık yaratmaya ve bilim alanında çalışan kadınların güçlendirilmesi adına somut adımlar atıyor. 

L’Oréal Türkiye ‘Bilim Kadınları İçin’ programını UNESCO Türkiye Milli Komisyonu iş birliğiyle tam 20 yıldır gerçekleştiriyor. L’Oréal Türkiye Genel Müdürü Sinem Sandıkçı Gökçen, “Sadece bilime değil, bilimde cinsiyet eşitliğine de son derece ihtiyaç duyduğumuz bir dönemdeyiz. 

L’Oréal Türkiye olarak bilimde cinsiyet eşitliğini teşvik etmek amacıyla hayata geçirdiğimiz programımız ile 116 bilim kadınına ulaşmış olmaktan büyük bir gurur duyuyoruz” diye anlatıyor.

Kadınların gelişimine yönelik proje geliştiren şirketlerden biri de Teknosa. Şirket, kadınların dijital okuryazar olmasına katkı sağlamak amacıyla yürüttüğü ‘Kadın için Teknoloji’ projesinin 15’inci yılını kutluyor. 

Teknosa Genel Müdürü Sitare Sezgin, ‘Sabancı Cumhuriyet Seferberliği’ kapsamında sürdürülebilirlik, iklim değişikliği, çevre bilinci, dijital karbon ayak izi, atık ve e-atık konularında başta gençler olmak üzere toplumda farkındalık yaratmak amacıyla “Yarının Farkında” projesini de hayata geçirdiklerini söylüyor.

Uygun ve adil çalışma koşulları sağlandığında, iş dünyasını ve dünyayı farklılaştıracak kadın çalışanların, yöneticilerin ve girişimcilerin sayısı da artacağını söyleyen OPET Yönetim Kurulu Üyesi Filiz Öztürk de bu bilinçle kadınların iş hayatına katılımları için teşvik ve destek olmaya çalıştıklarını belirtiyor.

SPORA VE GENÇLERE DESTEK

Markaların yürüttüğü, geleceğimizi şekillendiren çocuk ve gençleri sporla buluşturan sosyal projelerinin sayısı da hızla artıyor. Yıldız Holding’in, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ile gerçekleştirdiği ‘Çocuklar İçin Futbol’ projesi onlardan biri. 

Petrol Ofisi ise kurulduğu günden bu yana gençleri futbol ile buluşturuyor; geleceğin futbol yıldızlarına desteği sürüyor. Pınar da, 1998 yılından bu yana Karşıyaka Basketbol Takımı’na desteğinin yanı sıra altyapıda ve spor okullarında her yıl binden fazla çocuğa spor yapma imkanı sunuyor.

ANNE VE BEBEK SAĞLIĞI

Çocuk ve bebeklere yönelik yürütülen birçok KSS projesi de var. Philips de bu alanda KSS projesi gerçekleştiren şirketlerden. Anne-bebekler için yürüttükleri KSS projeleriyle onların hayatlarını da iyileştirmeyi hedeflediklerini belirten Philips Kişisel Sağlık Türkiye Ülke Müdürü Sibel Yıldız, projeleriyle kadınları iş ve sosyal yaşamlarında desteklediklerini söylüyor. 

Yıldız, “2015’te başlattığımız ‘Süt Saatim Projesi’yle kadınların annelik sonrası işe dönüşlerini kolaylaştırıyoruz, çalışırken de bebeklerini emzirmeye devam etmelerini sağlıyoruz. Bugüne kadar 240’ın üzerinde şirkette süt odaları kurarak yaklaşık 30 binin üzerinde anneye ulaştık” diye anlatıyor.

NAGİHAN ÜNÜVAR / MARKAMSEN KURUCUSU “DEPREM SONRASI SÜRDÜRÜLEBİLİR PROJELER GELİŞTİRİLİYOR”

“Sürdürülebilirliğin şirket kültür ve işleyişine yansıtılması, üretimden başlayan tüm süreçte çevreci politikaların izlenmesi, kaynak kullanımında geri dönüşüm teknolojilerinden faydalanılması, yenilebilir enerji kullanımının artırılması ve dijitalleşme iarkalar için kurumsal sosyal sorumluluğun bir iarçası haline geldi. 

Ülkemiz özelinde ise geçtilimiz ay yaşadığımız deprem felaketinde, markalar bir dayanışma örneği gösterdiler. Bu büyük felaket sonrası, insanların temel ihtiyaçlarının karşılanmasının yanı sıra yaraların sarılması ve depremzede vatandaşlarımızın iş gücüne tekrar kazandırılması yönünde sürdürülebilir projeler geliştirmeye devam ediyoruz. 

Toplumsal cinsiyet eşitliği kapsamında, kadınların iş gücüne kazandırılması ve teşvik edilmesi için pozitif ayrımcılık yapılması, eşit şartlara sahip olunması ve sosyal adalet, markalar tarafında devam eden sosyal sorumluluk projeleri arasında yer alıyor.”


YANINDA PLATFORMU İLE ÇÖZÜM GELİŞTİRİYOR

Sodexo, Yanında Platformu ile toplumun ihtiyaçlarına yönelik çözümler sunmayı hedefliyor. Sodexo Avantaj ve Ödüllendirme Hizmetleri CEO’su Eda Uluca Özcan, “Bu platformu şu an deprem bölgesindeki öğrenciler odağında devreye aldık.Önümüzdeki süreçte tüm Türkiye’ye ulaştıracağız” diyor.
 

Türkiye’de 30 yıldır faaliyet gösteren Sodexo Avantaj ve Ödüllendirme Hizmetleri, her gün 30 bin firmaya, 1,5 milyon çalışan ve 120 bin hizmet noktasından oluşan üye ağıyla dokunuyor. Tüm çözümleri bir arada ve uçtan uca dijital bir deneyim ile sunan bir çalışan deneyimi platformu olan Sodexo, kurumsal sosyal sorumluluk stratejisini de bu doğrultuda konumlandırıyor. 

Uçtan uca dijital platform olma vizyonu ve KSS stratejisinin merkezinde çevresel sürdürülebilirlik ve sosyal fayda bulunuyor. 

Sodexo olarak bütün paydaşlara sağlanan ürünleri hem deneyim hem de sürdürülebilirlik boyutunda geliştirmek üzere çalıştıklarını söyleyen Sodexo Avantaj ve Ödüllendirme Hizmetleri CEO’su Eda Uluca Özcan, “Sosyal fayda odağında geliştirdiğimiz son KSS projesi olan Yanında Platformu ile kısa, orta ve uzun vadede toplumumuzun ihtiyaçlarına yönelik çözümler sunmaya ve dayanışmanın bir parçası olmaya devam edeceğiz” diyor.

DEPREME ÖZEL DESTEKLER

2023 yılına çok farklı hedeflerle başladıklarını belirten Uluca Özcan sözlerine şu şekilde devam ediyor: “Ancak
art arda yaşanan iki büyük deprem tüm Türkiye gibi bizi de derinden sarstı. 

Global bir ağın parçası olarak bölge halkının ihtiyaçlarına mümkün olan en hızlı şekilde destek sağlamak için bağış organizasyonlarını küresel dayanışma ağımız Stop Hunger ile yürütüyor ve uzun soluklu planlar üzerinde çalışıyoruz. 

Deprem nedeniyle bu yılki en önemli gündem maddemiz afetin açtığı yaraların sarılmasına katkı sağlamak olacak.” Depremin hemen ardından Sodexo’nun gönüllü ekipleriyle birlikte 18 tır yardım malzemesi ve mutfak ekipmanını Antakya’ya göndererek mobil mutfağın kurulumu sağlayan şirket, eş zamanlı olarak Sodexo tarafından desteklenen global yardım platformu ‘Stop Hunger’da dünya çapında bir yardım kampanyası başlatarak World Food Programme’nin ‘Yemeğimi paylaşıyorum’ kampanyası ile yardım ulaştırmaya devam ediyor. 

37 farklı ülkedeki Sodexo çalışanları ve Stop Hunger gönüllülerinin desteklediği bu organizasyonda da yüksek miktarda bağış ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmaya devam ediyor. 

Bunun yanı sıra çalışan bağlılığı, çalışan deneyiminin dijitalleşmesi, toplumsal fayda ve sürdürülebilirlik, cinsiyet ve fırsat eşitliği gibi konular da şirketin diğer gündem maddeleri arasında yer alacak.

DİJİTAL ÜRÜNLER SOSYAL FAYDAYA DÖNÜŞÜYOR

“İhtiyaç Haritası ile el ele vererek, depremden etkilenen üniversite öğrencilerinin gıda ve yemek ihtiyacına destek olmak için mobil yemek kartlarından öğrencilerin de faydalanmasını sağlayacak bir proje hayata geçirdik. 

İhtiyaç Haritası üzerinden Yanında Platformu’na başvuran, ailesi ya da kendisi deprem bölgesindeki 11 ilde ikamet eden üniversite öğrencilerinin, üç ay boyunca toplam 3 bin 900 TL tutarında yemek kartı bakiyesinden faydalanmalarını sağlayacağız.  Bu projeyle en güçlü kaslarımız olan dijital ürünlerimizi sosyal bir faydaya dönüştürebilmeyi hedefliyoruz.”

ANLAMLI ETKİ BIRAKMAYA ÇALIŞIYOR

BSH olarak ana hedeflerinin evdeki yaşam kalitesini artırmak olduğunu söyleyen BSH Gelişen Pazarlar Bölgesi Kurumsal İletişim Direktörü ve Sürdürülebilirlik Lideri Burçin Girit, “Bunu yaparken gezegen, insan ve refah üzerinde anlamlı bir etki bırakma prensibiyle hareket ediyoruz” diyor.
 

Tarihi 1967 yılı Almanya’yasına uzanan BSH bugün dünya çapında 41 fabrikaya sahip Avrupa’nın lider ev aletleri üreticisi olarak faaliyet gösteriyor. Dünyada 12 marka ile yeni nesil ev aletleri üretirken, Türkiye’de Bosch, Siemens, Gaggenau ve Profilo markalarıyla hizmet veriyor. 

BSH Grubu’nun en büyük üretim tesislerinden biri olan Çerkezköy’de; soğutucu, pişirici, çamaşır ve bulaşık ürün grupları olmak üzere beş fabrika ve dünya çapındaki en büyük üç AR-GE merkezinden biri bulunuyor. 

Türkiye aynı zamanda 130 ülkeyi kapsayan Gelişen Pazarlar Bölgesi’nin yönetim merkezi. BSH olarak ana hedeflerinin evdeki yaşam kalitesini artırmak olduğunu söyleyen BSH Gelişen Pazarlar Bölgesi Kurumsal İletişim Direktörü ve Sürdürülebilirlik Lideri Burçin Girit, “Bunu yaparken, günümüzde bir şirket için salt kâr elde etmenin tek başına geçerli bir amaç olamayacağı bilinciyle; gezegen, insan ve refah üzerinde anlamlı bir etki bırakma prensibiyle hareket ediyoruz” diyor.
 

GENÇLERE ÖZEL PROJELER
Bunun yanında çeşitlilik, kapsayıcılık ve eşitlik ilkeleri şirket kültürünün en temel yapıcı unsurları arasında. KSS çalışmaları BM’nin sürdürülebilir kalkınma amaçları rehberliğinde ve bu ilkeler doğrultusunda yürütülüyor.

Şirket, 2022 sonunda geleceğin mimarı çocukların yaratıcılıklarım geliştirmek ve hayallerinin peşinden koşmalarına destek olmak amacıyla, 2017’de Kodluyoruz Derneği ile başlattığı Makers of Tomorrow projesini bir adım ileriye taşıyarak “Bi’ Fikrim Var” beyaz eşya fikir yarışmasını gerçekleştirdi. 

Yoğun ilgi gören yarışmada çocuklar eğitim ve mentorluk desteğiyle inovatif fikirlerini ve projelerini geliştirme fırsatı buldu. Sonuçta birinci olan takım BSH Türkiye’de staj hakkı; tüm finale kalanlar kodlama kampına katılım hakkı elde etti. 

Burçin Girit, “Çocuklarımızın hevesi ve başarısı, ilk adımını Tekirdağ’da attığımız yarışmayı gelecek yıllarda daha geniş kapsamlı bir Fikir Yarışması haline getirmek için bizi de heyecanlandırdı” diyor.

‘’YARALARIN SARILMASINA ODAKLANDIK”
“2023 yılına tüm ülkemizi derin bir üzüntüye boğan deprem felaketi ile başladık. İlk günden itibaren tüm bölge halkının ve oradaki paydaşlarımızın acılarını hafifletmek için tüm imkanlarımızı seferber ettik. 

Yıl boyunca deprem felaketinin yaralarının sarılmasına destek sağlamaya odaklanırken şirket olarak 2022 yılında yakaladığımız başarıyı 2023 yılında da devam ettirmeyi ve ülke ekonomisine katkımızı artırarak sürdürmeyi hedefliyoruz. 

Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında gerçekleştireceğimiz projelerle, kadınlarımızı desteklerken geleceğe yönelik umudu artırmak üzere her zaman öncelik verdiğimiz çocuklarımıza ve gençlerimize temas edecek çalışmalarımıza devam edeceğiz.”

2030 ODAKLI ZORLAYICI HEDEFLERİ VAR
Migros, KSS faaliyetlerini sürdürülebilirlik çatısı altında yürütüyor. Migros Ticaret A.Ş Kurumsal İletişim Grup Direktörü ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Ahu Başkut Alyanak, gıda israfının önlenmesinden iklim değişikliğiyle mücadeleye kadar 2030 odaklı zorlayıcı hedefleri olduğunu belirtiyor.

Migros’un daha iyi bir dünya ve güçlü bir toplum için sosyal sorumluluk faaliyetlerini sürdürülebilirlik çatısı altında Migros İyi Gelecek Planı çerçevesinde yürüttüklerini söyleyen Migros Ticaret A.Ş Kurumsal İletişim Grup Direktörü ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Ahu Başkut Alyanak, “Gıda israfının önlenmesi, iklim değişikliğiyle mücadele, plastik atıkların azaltılması, sürdürülebilir tarımın desteklenmesi, toplumsal cinsiyet eşitliğinin desteklenmesi ve fırsat eşitliğinin sağlanması takip ettiğimiz öncelikli başlıklardan bazıları” diyor.
 

GIDA İSRAFIYLA MÜCADELE
Şirketin 2030 odaklı zorlayıcı hedefleri bulunuyor. Fiziki büyümelerine karşın elektrik ve soğutucu gaz kaynaklı, mutlak karbon salımlarını, Bilime Dayalı Hedefler (SBT) doğrultusunda 1,5 °C senaryosu ile uyumlu olarak yüzde 42 azaltmayı hedeflediklerini dile getiren Alyanak, “Gıda israfıyla mücadele kapsamında gıda imha oranlarımızı yüzde 50, satış metrekaremiz başına su kullanımımızı yüzde 10 azaltma hedeflerimiz bulunuyor. 

Özgün markalı ürünlerimizde geri dönüştürülmüş pet kullanımı, deterjan yeniden dolum makinesi, ‘Poşetsiz Alışveriş Hareketi’ gibi yenilikçi çalışmalarla müşterilerimizle birlikte plastik ayak izimizi azaltıyoruz” diye anlatıyor.

KADIN ÇALIŞAN HEDEFİ
LEAD Network EU’nun CEO Taahhüdü imzacılarında olan Migros, bunun yanı sıra 2027 yılına kadar kadın yönetici oranını yüzde 35’e yükseltmeyi hedefliyor. 

Toplumsal gelişime katkı ve fırsat eşitliğinin desteklenmesi adına Aile Kulüpleri ile kişisel gelişim, meslek edindirme kursları düzenlemenin yanı sıra KAGİDER ve Ticaret Bakanlığı iş birlikleri ile tarımsal alanda kadınların güçlenmesi için çalıştay ve eğitimler gerçekleştiriliyor.

İKLİM VE SU LİDERLİĞİ
Tüm çalışmalarını şeffaf bir şekilde paydaşlarıyla paylaşan şirket, BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’nin yayınlandığı 2014 yılından bu yana, endekste aralıksız yer alan tek gıda perakendecisi konumunda. 

Bu yıl ilk kez yayınlanan ve sürdürülebilirlik performansı en yüksek 25 firmanın listelendiği BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksi’ne de girdiklerini söyleyen Alyanak, “Çevresel sürdürülebilirlik alanındaki en prestijli küresel raporlamalardan CDP (Karbon Saydamlık Projesi) 2022 sonuçları doğrultusunda, 4. kez iklim liderleri, 2. kez de su liderleri arasında yer aldık. 

Cinsiyet ve fırsat eşitliği alanında çalışmalarımız ve şeffaf raporlarımızla da uluslararası arenada Bloomberg Cinsiyet Eşitliği Endeksi’ne girmeye hak kazandık” diyor.

KİŞİSEL GELİŞİM VE MESLEK EDİNDİRME
“Toplumsal gelişime katkı ve fırsat eşitliğinin desteklenmesi adına hayata geçirdiğimiz projelerimizden Migros Aile Kulüpleri ile İlçe Halk Eğitim Merkezleri iş birliğinde her yaştan kadın, erkek ve çocuğun yeteneklerini geliştirmeyi amaçlıyoruz. 

Aile kulüplerimizle, 35 Migros mağazamız içerisinde kurduğumuz özel alanlarda 178 farklı kişisel gelişim ve meslek edindirme kurslarının yanı sıra benzer ilgi alanlarına sahip kişiler için sosyalleşme olanağı sunuyoruz. 

Bugüne kadar 368 bin kişi yüz yüze sınıf eğitimlerimizi tamamlayarak, Milli Eğitim Bakanlığı’nın katılım ve mesleki sertifikasını almaya hak kazandı. 

Burada aldığı eğitimler sonucunda 15 bin kadın gelir elde etmeye başladı. Aile Kulüplerimizi yaygınlaştırmaya devam ederek, daha fazla katılımcının ekonomik hayatta yer almasına, iş gücüne katılmalarına destek olmayı sürdüreceğiz.”

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK  EKSENİNDE HAREKET EDİYOR

Şirket politikalarının merkezinde bulunan sürdürülebilirlik ekseninden hareketle, hizmetlerini çok daha çevreci ve teknolojik hale getirdiklerini belirten Yemeksepeti CEO’su Mert Baki, “Sektörümüzde karbon ayak izini dengeleyen ilk şirket olduk. 2020’den beri bu dengeyi yakalamayı başardık” diyor.

Kurulduğu günden bu yana sürdürülebilirlik kavramına önem veren şirketlerden biri olan Yemeksepeti, bugün bu yöndeki çabalarına yenilerini ekliyor. 

Faaliyetlerinde atık yönetimi, enerji verimliliği ve geri dönüşüm konularına özel bir önem verdiklerini belirten Yemeksepeti CEO’su Mert Baki, “Çatı şirketimiz Delivery Hero için de şirket politikasının merkezinde bulunan sürdürülebilirlik ekseninden hareketle, hizmetlerimizi çok daha çevreci ve teknolojik hale getiriyoruz. 

Sektörümüzde karbon ayak izini dengeleyen ilk firma olduk. 2020’den beri bu dengeyi yakalamayı başardık” diye anlatıyor.

72 BİN 800 FİDANLIK
Yemeksepeti siparişlerinde bulunan “Yeşili Koruyalım” seçeneği sayesinde teslimatta plastik çatal, bıçak ve peçete kağıt istemeyenlerin oranı yüzde 94’lere ulaşmış durumda. 

Böylelikle yüzlerce ton plastiğin doğaya karışmasını engellemiş olduklarını vurgulayan Baki, şöyle devam ediyor: “2020’den beri tüm saha ve ofis operasyonlarımızın karbon ayak izini hesaplıyor ve Ege Orman Vakfı ile Yemeksepeti ormanları oluşturarak dengeliyoruz. 

72 bin 800 fidanlık bu ormanları da doğum günleri için kullanıcılarımız adına doğamıza hediye ediyoruz.” Yemeksepeti, e-atıklar kapsamında da Paylaşma Günü’nde pil ve e-atıklarını bağışlamak üzere merkez ofis ve sahadan topladı. 

Toplamda 495,8 kg e-atık toplandı ve bu e-atıkların TÜBİSAD Derneği vasıtasıyla geri dönüşümünden elde edilen gelir Darüşşafaka’ya bağışlandı.

ÇEVRE DOSTU ÇANTALAR
Dünyada ilk kez Türkiye tarafından ilan edilen ve 10 milyon vatandaşa sıfır atık çantası dağıtılan projeye dahil olarak Yemeksepeti Market’ten 5-10 Haziran 2022 tarihlerinde sipariş veren 250 bin kullanıcıya çevre dostu çantalar ulaştırıldı. 

Avrupalı girişimci ve yatırımcıların oluşturduğu en önemli eylem odaklı küresel iklim topluluklarından biri olan Yemeksepeti Leaders for Climate Action üyeleri arasına da katılmış bulunuyor.

İklim kriziyle mücadele hedefiyle kurulan Yuvam Dünya Derneği ile yapılan iş birliği ile çalışanlarına ve üye restoranlara yönelik bir eğitim programını düzenleyen şirket ayrıca, Uluslararası Yeşil Enerji (I-REC) Sertifikası ile yenilenebilir enerji oranını aylık takip etmeye başladı.

HAYVANLARI DA UNUTMUYOR
“Sokak ve barınak hayvanları için hayata geçirdiğimiz çalışmalara, çok renkli ve eğlenceli bir proje daha ekledik. 

Hero Month kapsamında, Mutlu Patiler Derneği iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz proje kapsamında 10 Ekim ve 22 Aralık günlerinde 45+45 gönüllü çalışanımızla birlikte Silivri yakınlarındaki yaşam alanına gittik ve toplam 2 ton mamayı patili dostlarımıza dağıttık.”
 

BİLİM VE EĞİTİME ODAKLANIYOR
Sera Group’un sosyal sorumluluk stratejisinin bel kemiğini özellikle çocuklar ve gençler için bilim ve eğitim projeleri oluşturuyor. Sera Group CEO’su Ahmet Ozan Şener, eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirmek yoluyla toplumsal yarar sağlayacak projeleri desteklediklerini söylüyor.

Sera Group, ağırlıklı olarak inşaat sektöründe faaliyet gösteren bir aile şirketi. TAV Havalimanları Holding ve TAV İnşaat’ın kurucu ortakları arasında yer alan grup, bugüne kadar yurtiçinde ve yurtdışında 5 milyon metrekarenin üzerinde inşaatı tamamladı. 

Sera Group’un bünyesinde 400’ün üzerinde beyaz yakalı çalışanı ve farklı sektörlerde faaliyet gösteren sekiz şirketi bulunuyor. 

2022 yılında Antalya Havalimanı ve Esenboğa Havalimanı genişleme projelerinin inşaatını üstlenerek ciddi bir büyüme yakalayan grup, 2023’te de bu ivmesini sürdürecek. Sera Group CEO’su Ahmet Ozan Şener, yüzde 35’in üzerinde bir büyüme beklediklerini belirtiyor. 

Ayrıca, Montenegro’da çalışmaları beş yıldır devam eden rezidans ve otel kulelerinden oluşan Mia Budva projesi için de son aşamaya gelindi. Şener, “Bodrum Kempinski Residence projemizi yakın zamanda tamamlayıp satmıştık, şimdi benzer bir heyecanı Montenegro için duyuyoruz” diyor.

EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ
İnşaat sektörünün en önde gelen firmalarından biri olan şirketin sosyal sorumluluk stratejisinin bel kemiğini özellikle çocuklar ve gençler için bilim ve eğitim projeleri oluşturuyor. 

Grup, öğrencilerin bilime ve başarıya erişimini kolaylaştırmak ve eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirmek yoluyla toplumsal yarar sağlayacak projeleri destekliyor. 

Sani Şener Eğitim Vakfı aracılığı ile her yıl düzenli olarak yüzlerce öğrenciye burs imkanı sağlanıyor. Ayrıca, inşaat projelerinin yaşama geçirildiği bölgelerde özellikle yeni mezun gençler istihdam ediliyor ve iş yaşamına atılan gençlere yeni fırsatlar sunuluyor. 

Şener, Şubat 2023’te 11 ilimizde yaşadığımız deprem felaketinin ardından bölgedeki faaliyetleri ile yerel istihdama öncelik vererek bu bölgedeki iyileşmeye katkı sağlamayı hedeflediklerini belirtiyor.

Young Guru Academy (YGA) ile birlikte bilimi sevdirmeyi amaçlayan ‘Anadolu’ya Bilim Göçü’ projesini ilk kez pilot şehir olarak seçilen Trabzon’un Tonya ilçesinde, grubun yaptırdığı Feride Ahmet Şener Ortaoku lu’nda yaşama geçti. 

Ardından Milli Eğitim Bakanlığı’nın da desteğiyle ‘Bilim Seferberliği’ projesinde bugüne kadar 520 bin’den fazla öğrenciye ulaşıldı. 

Tonya’daki okula 12 ay boyunca Berkeley Üniversitesi’nden ve Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinden öğrenciler bilim, yazılım, yenilenebilir enerji ve değerler atölyeleriyle eğitimler verdi.

“UFUK AÇMAYI BAŞARDIK”
“Bilimin önemine yürekten inanan bir aileyiz. Tonya ilçesi, Türkiye’nin coğrafi olarak dezavantajlı ilçelerindendir. 

Bizim amacımız böyle bir bölgeden öğrencileri çıkarıp, bilime inanmış, ülkeye yarar sağlayacak bireyler haline getirmekti. 

Ben bu projemizin son derece başarılı olacağını düşünüyorum, çünkü program başlangıcında öğrenciler büyüdüklerinde asker, polis, hemşire olmayı hayal ederken; program sonunda hayalleri bilgisayar mühendisi, mimar, makine mühendisi, yazılımcı olmaktı. 

Ufuk açmayı başardığımızı ve ülkemizin gençlerini bu ufka yürüyecek azimle donattığımızı düşünüyorum.”

 

Umarız işinize yarayan bir içerik olmuştur

Yorum yapın